Yemek Cini ©
Tüm Hakları Saklıdır
Sitedeki tarif ve fotoğraflar, izinsiz veya kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
![]()
Mezun olduğum okulumun mail grubuna, 1993 yılında okulumuzdan mezun olup, şu an Ordu'da öğretmenlik yapan bir abimiz tarafından gönderilen bir maili aktarıyorum. Blogcu bayanlar olarak, her konuda gösterdiğimiz hassasiyeti ve yardımseverliği bu konuda da gösterebilmek dileğiyle...
"Bizler Ordu'nun Kabataş ilçesi Beylerli Köyü İlköğretim Okulu'nun öğretmen ve öğrencileriyiz. Köyümüz bir dağ köyü. Mahrumiyet bölgesi olan köyümüzün 1 - 8 sınıflı okulumuzun kütüphanesini oluşturmaya çalışıyoruz. Medyada yayınlanan Eğitime %100 Destek Kampanyalarına ulaşamıyoruz. Dolayısıyla bizler de internet aracılığıyla böyle bir kampanya düzenlemeyi düşündük. Sizlerin de, buradaki çocukları sevindirmek adına küçük de olsa bir kitap hediye ederek bu kitap kampanyasına desteğinizi bekliyoruz. Okulumuz kütüphanesi için ilköğretim seviyesinde hikaye, roman, ilmî, bilimsel, tarihî vb... çocuklara faydalı olabilecek her türlü kitap olabilir.
Bayramlarda çocukları sevindirmek sevaptır. Sizler de bu bayramda bizim çocuklarımıza bir şeker yerine bir kitap hediye edin."
Beylerli İlköğretim Okulu
Kabataş - ORDU
Tel. : 0452 696 20 36
Hasan UÇAR
Sınıf Öğretmeni
Cep : 0536 217 97 36
Annemle babamın Ankara'ya gitmesini fırsat bilip arkadaşlarımı iftara davet ederek senenin ilk iftar davetini pazar akşamı ben, şahset, bizzat, kendim vermiş bulunmaktayım. Hem gelen arkadaşlarımın çok kıymetli ve sevdiğim insanlar olması, hem bütün hazırlıkları benim yapmış olmam, hem de yeni evimizdeki ilk yemekli davet olması sebebiyle bu akşamın önemi benim için çok büyüktü.
Menü;

Ve iftar sonrası çay için;
Bunların yanında; bana gerçekten çok kolaylık sağlayan bazı yöntemlerden bahsetmek istiyorum:
Böylelikle davet günü bana sadece 3 çeşit yemek pişirmek ve ufak tefek işler kaldı. Ama ne yazık ki bütün işlerin iftara yakın yapılması gerektiği için ufak - tefek sıkışıklıklar oldu tabi. Yardıma gelen Beyza ve Feyza'yla, son 1 saati kameraya çekmediğimiz için defalarca pişman olduk...:)
Eurotürk'ten sonra Gurme.net... Ayrıntılar Mutfakta Zen'de...
ISKENDERIYE.COM'UN ALT SITESI GURME.NET'IN HIRSIZLIGI VE UTANMAZLIGI
BU YAZIYI WWW.ISKENDERIYE.COM SITESININ ALT SITESI OLAN WWW.GURME.NET SITESININ YUZSUZLUGUNU IFSA ETMEK ICIN YAZIYORUM. EGER OTOMATIK OLARAK ALIYORLARSA YAZI VE RESIMLERIMIZI, BUNU DA YAYINLAYACAKLARDIR. SIZLERDEN RICAM SIZLER DE SITELERINIZDE BENZER YAZILAR YAYINLAYINIZ KI ONLARI DA YAYINLASINLAR. SADECE BEN SEN O DEGIL, NEREDEYSE TUM YEMEK BLOGLARININ YAZILARI (KI ARALARINDA OZELLERIMIZ DE VAR, YANI IC DOKTUGUMUZ, GURME.NET SITESININ OKURLARINI NORMALDE ILGILENDIRMEMESI GEREKENLER DE. USTELIK BU ISI 2005 YILININ HAZIRAN'INDAN BERI YAPIYORLAR. SAYFANIN SAG TARAFINDAKI ARSIVLERDE EMINIM KENDI ADRESLERINIZI VE YAZILARINIZI DA BULACAKSINIZ. TESADUFEN GORMESEK DAHA DA DEVAM EDECEKLERDI.
*
(Kimler yok ki listede: Begüm, Vildan, Sahra ve Irem, Burcu (Gelincik ve Pastaci), Zinnur, Zeynep Seda, Tülin, Derya, Tugçe, Basak, Saziye, Evren, Nilüfer, Melda, Sibel, Dilekce, Binnur, Zeynep Özata, Evcini, Deryaca, Sükran... Ilk sayfa bitince next'e tiklarsaniz bu ay boyunca sitelerimizde yayinladigimiz tüm yazi ve resimleri göreceksiniz. Diger aylar da ayni sekilde.. Yani Bir yil boyunca yazip yayinladigimiz her sey, ama her sey! Bu arada Tarif Defteri'nin moderatörü Betül'ün önceki yazima biraktigi yorumu okuyun! Onun da pek çok tarifini yorumlariyla birlikte yayinlamislar. Yani bir baska Kanaltürk hikayesiyle karsinizdayiz. Bunu farkedince defalarca aramis, not yollamis ancak bir gelisme kaydedememis. Haydi arkadaslar bu sefer yalniz degiliz, hep birlikte bir kez daha savasacagiz.
Tijen İNALTONG
Fotoğraf: Candan ÇELİK
Bugün ellerini semâya, gönlünü Mevlâ'ya aç,
Çünkü bugün kutlama ve af dilenme için...
Yüce Allah'ın (c.c.) af ve bağışlamasının coştuğu, bir senelik kaderimizin belirleneceği ve yapılan ibâdetlere misliyle sevap verileceği bu geceyi en güzel şekilde değerlendirebilmek duası ile...
Kandiliniz mübârek olsun...
Rabbim, beraâtimizi kabûl eyle...
Biliyorum herkes sabırsızlıkla etkinlik özetlerini bekliyor. Ama bizim ev taşımamız gele gele bugüne denk geldi. Diyeceğim o ki; ölmedim, yaşıyorum!!! Neyse, bunda da vardır bir hayır. İnterneti elektrikçi amcaya yalvara yakara az önce bağlattım:) Bilgisayarı kardeşimin masasına emaneten kurdum. En kısa zamanda özetleri ekleyeceğim. Etkinliğe katılan blogcu arkadaşlarımdan ve etkinliği merak edip de siteme giren okuyucu arkadaşlarımdan defalarca özür diliyor, hepinize iyi akşamlar diliyorum...
Kısa bir süre önce aramızdan ayrılan biricik su kaplumbağamız Pâkize'nin acısını hafifletmek için, kardeşim Cahide'ye Pâkize'nin daha kırkı çıkmadan 2 kaplumbağa daha almıştık. Pâkize'yi hâla unutamadığı için dişi olanın adını yine Pâkize, erkek olanının adını da Yaramaz koydu. İlkini kaybedince bunlar da daha bir kıymetli oldular:) Annemle Cahide'nin 1 haftadır evde olmamaları sebebiyle bu mânevi kardeşlerimin bakımı da bana kaldı haliyle... Perşembe gününden beri Yaramaz'ın gözlerini açamadığını farkettim. Zavallım gözlerini açmaya çalışıyor, kırpıştırıyor ama nafile... Göz kapakları şişmiş, olmuş balon gibi... Kör kör dolanıyor etrafta. Arada bir akvaryumumsu şeyin kenarlarına tosluyor filan... Yemek de yemiyor. Yiyemiyor desem daha doğru olur. Yaramaz'ın önüne koyduğum yemleri obur Pâkize önüne atlayıp bir çırpıda yiyor. Ben de son çare Yaramaz'a yemek yedirirken onu plastik bir bardağa koydum. Ama Yaramaz yine yemeğini yemiyor?! Aaaa, doğru, hayvancağız geçici bir körlük döneminde, nasıl görecek ki? Yine olaya şöyle bir el attım, elime bir kürdan alıp yeme batırdım, onu kendi ellerimle besledim. Cuma oldu, cumartesi oldu hâla gözlerini açamıyor. İnternetten yaptığım küçük bir araştırma sonucunda bunun ya akciğer enfeksiyonundan (evet bu minik yaratıkların akciğerleri bile varmış:)), ya da sudaki bir bakteriden kaynaklanabileceğini öğrendim. Zülfiye ablanın davetine gitmeden önce Yaramaz'ı veterinere götürmeye karar verdim. Hemen en yakın veterinerleri araştırdım, Üsküdar'da bulduklarımdan birine gitmeye karar verdim. Eh bunlar da şimdi böyle akvaryumuyla, suyuyla taşınmaz ki? Otobüsle gitmek zaten başlı başına bir olay...
En sonunda mutfakta bulduğum, içinden çıkamayacaklarından emin olduğum derinlikteki bir plastik kaba koydum ikisini de... (Tabi siz nereden bileceksiniz birbirlerinin üzerine çıkıp akvaryumdan atlamaya çalıştıklarını, sonra Pâkize hanımı masaların - koltukların altından tolpadığımızı?!...:))
Son olarak karton bir poşete plastik kabı iyice oturttum, poşeti elime aldım, durağa gittim. Ters dönerlerse diye ağaçtan küçük bir odun parçası bile kopardım. Elimle çeviremem ki...:( Her neyse... Onları sarsmamaya çalışarak son derece dikkatli bir şekilde veterinere gittim.
Yavruları hasta olmuş bir anne edasıyla rahatsızlıklarını anlattım. Neyse ki ciddi birşey yokmuş. Akciğer enfeksiyonu olsa Yaramaz bu kadar hareketli olmazmış. Veteriner'in hergün sularına 1 ml.'ni sularına karıştırmam için şırıngaya çektiği 5 ml. ilaca 10 kağıt saydım ve "Oh, şükürler olsun!" diyerek, bebek görme hediyemi de alıp Zülfiye ablaya doğru yola koyuldum. Yani eğer cumartesi günü elinde "tin tin", içinde kaplumbağa olan bir karton poşet taşıyan birini gördüyseniz o bendim:)
Tarif üzerine gittiğim Zülfiye ablanın evini yanlışlıkla buldum:). Kaplumbağalarımı içeriye masanın üzerine bıraktım ve uzun zamandır görüşmediğimiz arkadaşlarımla güzel güzel oturdum, Zülfiye ablanın yaptığı nefi ikramlardan yedim (Güvercin Yumurtası'nın ve Muzlu Rulo Tavuk Göğsü'nün tarifini aldım). Bir de orada bulunan 2 tatlı bebeği ve Zülfiye ablanın 3. ayını yeni bitiren kızı Zeynep'i sevdim bol bol...
İnsan sevdiği insanlarla bir araya gelince zaman hep su gibi akar... Eve doğru yola çıkmak için hazırlanmadan önce orada unutmaktan korktuğum kaplumbağalarımı aldım, karton poşete yine özenle yerleştirdim ve hazırlanana kadar yere bıraktım. (Siz macera bitti sanıyosunuz dimi:)). Evde küçük çocukların olmasından tedirgin olduğum için hazırlanır hazırlanmaz "Bakayım bir vukuat var mı?" demeye kalmadaaaan, o da ne?!? Misafirlerden birinin 1,5 - 2 yaşlarındaki oğlunun elinde 2 kaplumbağa! Çocuk 2 elinde 2 kaplumbağa "Vırk vırk!" sıkıyor, sıktıkça da bizim garibanların kolları - bacakları dışarı fırlıyor... Gözlerim o an kocaman açıldı ve sadece "Onlar kaplumbağa!" diye bağırabildim. Bir de çocuğun ellerine vurdum ki, kaplumbağaları bıraksın... (Neyse ki annesi beni pataklamadı:)) Çocuk kaplumbağaları yere fırlattı. Hemen kutusuna koymak için elime aldım. Ama ben şimdiye kadar hiç elime aldım mı onları? Hayır, almadım... Ben de yere attım! Neyse ki telaşeden kim olduğunu göremediğim, hatırlayamadığım bir hayvan sever benim için onları kutusuna koymuş... Canlarım 5 dk. kadar kabuklarından hiç çıkmadılar, ne kadar korkmuşlar. Hele kör olana çok acıdım, zavallım hiçbirşey göremeye göremeye neler yaşadı:)
Çocuğun annesinden verdiğim ani tepkiler için defalarca özür dileyerek çıktım yola... Elimde yine karton poşetim, kaplumbağalarım... Poşeti sarsmayayım diye bir derdim kaldı mı? Hayır tabi ki... Onlar ne günler gördü, azıcık sarsılsalar ne çıkar dimi?:))
Uzun zamandır beklediğim gün geldi çattı... Uzun bir düşünme sürecinden sorna, dönüp-dolaşıp ilk fikrim olan "Salatalar"da karar kıldım:)
Yaz mevsiminin şu sıcak günlerinde pek ağır yemekler yiyemiyoruz malûm. Öğünü mevsim meyveleriyle rengârenk nefis bir meyve salatasıyla geçiştirmek ya da akşam yemeğinde, sevdiğimiz sebzeler, çeşitli peynirler, turşular, tahıllar, soslar ve kızarmış ekmekler kullanarak hazırladığımız koca bir kâse salata yemek birçoğumuzun daha hoşuna gider herhalde...
Sitemi yakından takip eden arkadaşlarım bilirler, salatalara aşırı bir düşkünlüğüm vardır. Bu etkinlik sayesinde; arşivimde denenip, doya doya yenmeyi bekleyen çeşit çeşit salata tariflerim olacak:)
Etkinliğe katılmak için herhangi bir yere başvuru yapmanıza gerek yok. Sadece 15 Ağustos 2006 günü (ya da benim yaptığım gibi 14 Ağustos'u 15 Ağustos'a bağlayan gece saat 00:01'de:)) tariflerinizi bloglarınıza ekleyin. Linklerinizi yemekcini@hotmail.com adresine gönderin.
Blogu olmayan, fakat etkinliğe katılmak isteyen arkadaşlar da tariflerini ve fotoğraflarını yine aynı mail adresine atarak etkinliğe katılabilirler.
Logonun kodunu buradan Word formatında indirip blogunuza ekleyebilirsiniz.
15 Ağustos'ta görüşmek üzere, hoşçakalın:)
Yaklaşık 6 - 7 ay önce aramıza katılan su kaplumbağamız "Pâkize"yi malesef cuma akşamı kaybettik... Uzun zamandır kabuğunda yumuşama vardı -ki bu kötü bir hastalık onlar için. Pâkize'nin sahibi olan 9 yaşındaki kardeşim kabuk sertleştirici kullanmasına rağmen herhangi bir gelişme olmadı.
Cuma akşamı arkadaşlarımı çaya çağırdım. Hep beraber otururken kardeşim "Abla, Pâkizem ölmez dimi?" dedi. Ben de "Neden ölsün canıııım?!" dedim. Sonra akvaryumunu getirdi ve "Ama kabuğu çok yumuşadı, kağıt gibi oldu" dedi. Geldiğinden beri 2. kez elime aldım ve kabuğunu hafifçe sıktım. Gerçekten de kağıt gibi olmuştu. Hemen akvaryuma geri koydum, hatta belki de attım ve "Üff, çok kötü olmuş götür bunu yerine" dedim. Sonra Cahide Sena "Abla baksana gözleri buruşmuş içine göçmüş" dedi. Dikkatli bir şekilde baktığımda gözlerinin gerçekten de içine göçtüğünü gördüm. Şaşkın şaşkın bakarken hayvancağızın ellerinin ve ayaklarının da kurumuş olduğunu farkettim. Yani sadece derisi kalmıştı neredeyse. Ve birden bağırdım "Bu ölmüüüüşşş!?!". Bu ani haberle Cahide Sena'nın suratı garip bir şekil aldı ve ağlamaya başladı. Ah akılsız başım, 9 yaşındaki çocuğa ne diye birden "Bu ölmüüüüşşş!?!" diye bağırırsın? Hadi sustur susturabilirsen... Evde annemler olsa onlardan yardım isteyeceğim ama onlar da yok? Neyse Mesu'nun da yardımıyla Pâkize'nin "aziz naaşını" bir peçeteye sardık. Cahide Sena ağlayarak abisiyle Pâkize'yi gömmek için hazırlandılar ama saat gecenin 10'u. Yarın gömeriz diye karar verdiler ve Pâkize'nin cesedini bir kavanoza koyduk. Cahide Sena kavanoza sarılarak, ağlaya ağlaya uyuyakalmış...
Ertesi gün Şile - Ağva'ya yapacağımız günübirlik geziyi fırsat bilerek Pâkize'nin içine olduğu kavanozu yanımıza aldık ve onu gömmek yerine denize salmaya karar verdik. Bir yandan da "Bak ne güzel, su kaplumbağası hiç gömülür mü? Denizde olmak onu ne kadar mutlu eder" filan diyerek onu teselli etmeye çalıştık. Gün içinde güzel bir piknik yaptık, biraz gezdik. Daha sonra 11 kişilik cenaze alayımızla deniz kenarına doğru ilerledik. (Eh güzel kardeşim, koskoca amcaları bile cenaze alayına dahil ettin ya, ne diyim ben sana?) Babamla Cahide Sena kayalıklara inip denize yaklaştılar. Cahide Sena kavanozun içinden Pâkize'yi aldı, ve aziz naaşını Karadeniz'in serin sularına bıraktı... 
Toprağın, pardon; "suyun" bol, ruhun şâd olsun Pâkize...
Bu ayki YE# etkinliğinin konusu çok hoş. Olsai bizler için konu olarak "Yöresel Yemekler"i seçmiş. Yöremize has çok değişik ve güzel yemeklerimiz olduğu için bu ayki etkinlik için biraz fazla tarifim oldu:)
Bu ayki etkinlik için hazırladığım tarifler:
Daha önceden eklemiş olduğum Osmancık yemeklerine buradan ulaşabilirsiniz. Görüşmek üzere:))
"Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne günelşer batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi"
Bu kadar:))
Saliha Emiroğlu, 1958 Nevşehir doğumlu. Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu Ev Ekonomisi ve Beslenme Bölümü mezunu. Geçmiş yıllarda beslenme uzmanlığı, yemek pişirme teknikleri öğretmenliği, otel yöneticiliği yapmış. Şu an Özel Çevre Koleji'nde ve Özel Çamlıca Kalem Koleji'nde Görgü Kuralları ve Zarafet Dersi Öğretmenliği yapıyor. Zaten böyle kibar, zarif bir bayanın Görgü Kuralları ve Zarafet Dersi vermesi şaşırtıcı olmadı benim için:)) Ayrıca Türk Gençlik Vakfı'nda da Yemek Kursu Öğretmenliği yapıyor. Ben de kendisinden güzel tarifler alabilmek ümidiyle yanına gittim. Kursta yaklaşık 6-7 öğrenci var. Saliha Hanım yemekleri yaptırırken, bir yandan da onlarla ilgili püf noktalar vermeyi unutmuyor.
İşte bunlar da benim yakalayabildiklerim:
Sayın Saliha Emiroğlu'na ve değerli kursiyer arkadaşlara teşekkürler:))
Dün akşam annem "Grip olacağım galiba, yarın kahvaltıyı sen hazırlasan ne iyi olur" dedi. Bir pazar sabahı, öğlene kadar uyuyup, bütün haftanın acısını çıkarmak daha işime gelse de "bizimkilere güzel bir süpriz yapmak hiç fena olmaz" diyerek koyuldum işe...
İşte kahvaltı menümüz;
Üzerini çekilmiş cevizle süslediğim pekmez,
Osmancık'ta yengemden öğrendiğim, hoş sunumuyla tereyağı-bal,
Yine yengemin kahvaltısında gördüğüm şekliyle, üzerinde 1 dilim limon ve kekik bulunan zeytin tabağı:))
Neyse, size iyi seyirler... Benim sofrayı toplamam lazım:))
Dün bazı arkadaşların bloglarını gezerken karşılaştım bu haberle... Blog sahiplerinin onca emek verdiği tarifler ve resimler, Kanal Türk'e ait Euroturk sitesinde izin alınmadan yayınlanmış. Hatta öyle ki tarif sahiplerinin aralarda yazdıkları "normalde 2 kaşık ama ben 1 kaşık kullandım" tarzındaki yorumları bile olduğu gibi yazılmış... Bu sabah baktığımda ise resimdeki mesajla karşılaştım. (Tıklayarak büyütebilirsiniz). İşin komik tarafı ne biliyor musunuz? Dün mutfak bölümünde 9 sayfa dolusu tarif varken, bugün sadece 2 sayfa kalmış:)) İlginç değil mi???
Bugünlerde blogların gündeminde sevgili Zinnur'un başlatmış olduğu yardım kampanyası var. Bu yardımın geliri İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Servisi'ne bağışlanacak. 5 YTL'ye 1 adet bilet alıyorsunuz ve bunun karşılığında çekilişe katılıyorsunuz. Çekiliş sonucunda blog sahiplerinin birbirinden güzel hediyelerini kazanma hakkı kazanıyorsunuz. Hediye listesine buradan bakabilirsiniz. Kampanya hakkında daha fazla bilgi almak için "Bloglar Elele" logosuna tıklayın.
Bu da çekilişi kazanacak olan yardımseverlerden biri için, benim ördüğüm bir atkı. Henüz bitmedi ama az kaldı:))
Sitemi açtığım ilk günden beri düşünüp peşinde koşturduğum, aylarca beklediğim, 4 grafiker değiştirdiğim, ama sonunda nihayet, beklediğim cinim tamamlandı:)) Leb demeden leblebiyi anlayan, her istediğimi en mükemmel şekilde yapan ve herşeyin içime sinmesini sağlayan grafikerim ve aynı zamanda arkadaşım Gülperi'ye sonsuz teşekkürler...:))
Sevgili Tuhfe tarafından "En Pratiklerim" için sobelenmiştim. Arada Bayram filan derken biraz gecikti ama sonunda ekliyorum:) Aslında benim pratiklerim ağırlıklı olarak "saklama" yöntemleriyle ilgili oldu ama aklıma da başka bişey gelmedi:)
Bu bilgileri her ne kadar "yaparım, ederim, kullanırım..." diyerek yazsam da çoğu anneme ait. Bana gerçekten çok güzel ve önemli şeyler öğreten canım anneme çok teşekkür ediyorum:))
Bayram deyince aklımıza ilk tatlılar gelir... Özellikle kültürümüzde ağırlıklı olarak bulunan şerbetli tatlılar. Ben de sizler için 4 farklı şerbetli bayram tatlısı yaptım. Siz siz olun, benim gibi dördünü birden 5 saate sığdırmaya çalışmayın, "ne yapsam da sırtımın ağrısını geçirsem" diye dört dönüyorum:))
Sanırım benim kahvaltı hayatım için en iyi başlık bu oldu, "Kahvaltı mı? Nasıl bişey o?"... Sevgili Hayat beni de sobelemiş:) Haftaiçi, kahvaltıya ayıracağım vakti uykuya tercih ettiğim için kahvaltı yapma imkanım olmuyor. Zaten vaktim olsa da sabah bişeyler yiyecek iştahım olmuyor... Aslında düzenli beslenme açısından kahvaltının çok önemli olduğunu biliyorum, ama yine de yapamıyorum:)
1. Normal bir günde nasıl kahvaltı yapıyorsun?
Genelde evden hiçbirşey yemeden çıkıyorum. Çok nadiren -sadece birşey yemiş olmak için- 1 lokma ekmekle peynir yerim. Ama genelde yukarıda da gördüğünüz gibi, büroda 1 kupa çay ve yarım poğaça ile mecburi bir kahvaltı yaparım.
2. Haftasonu nasıl kahvaltı yapıyorsun?
Haftasonu kahvaltıyı genelde ailemle yaparım. Aslında haftasonları kahvaltıyı geç yaptığımız için bizimki öğle yemeği de sayılabilir. Haftasonunda kahvaltımıza genelde annemin mücver, krep, omlet veya hamurişi gibi güzel kahvaltılıkları eşlik eder:)
3. Ne zaman kahvaltı yaparsın?
Haftaiçi 09:00 - 09:30 arası, haftasonu ise 11:00, 12:00, 13:00... :))
4. Belirli aile gelenekleri veya inanışlarıyla büyüdün mü? Bunlar hangileri?
Hımmm... Ailenin bir kısmı okula, bir kısmı işe gittiği için sabahları genelde kahvaltı yapacak bir topluluk yok. Ama yine de bayramlarda anneannemde; teyzem ve dayılarımla yaptığımız kahvaltıların tadı bir başka... Bir de Ramazan Bayramı sabahı komşularımızla yaptığımız kahvaltı:)
5. Beslenme çantanı düşündüğünde neler hatırlıyorsun?
Genelde çokokremli ekmek, yada ekmek arası peynir ve 1 kutu meyve suyu. Hatta hiç aklımdan çıkmaz: çok canım çektiği halde beslenmemdeki portakal sularını bir türlü içemezdim. Çünkü acı gelirdi. Arkadaşlarıma "Sizinki acı değil mi?" diye sorduğumda "Hayır, değil" derlerdi. Annemler bana acı portakal suyu aldıkları için içten içe kızardım onlara... Fakat, bütün portakal sularının aynı olduğunu, benim damak tadıma uymadığını ve sadece bana acı geldiğini anladığımda çok geç olmuştu... Hala hazır portakal suyu içemem:)
6. Senin için lüks bir kahvaltı nedir?
Ailemle ya da sevdiğim arkadaşlarımla beraber olduğum, menüde ne olduğunun hiç önemi olmadığı, birşeylerin paylaşıldığı, orada bulunmaktan insanın mutluluk duyduğu bir kahvaltıdır bence. Gerçek lüks de bu değil midir zaten?
7. Nasıl, nerede ve ne zaman severek kahvaltı etmek istersin?
Kız Kulesi'nin karşısına oturmuşum... Sağ elimde çıtır çıtır bir simit, sol elimde bir kutu ayran... 3-5 yıl sürecek olan "dağınıklık" (Marmaray), canım Üsküdar'ımdan kalkar kalkmaz yapacağım ilk şey...
8. Hayatında hatırladığın çok özel bir kahvaltı var mı? Onu özel veya ilginç kılan ne?
Okula gittiğim yıllarda, bakkala gitmemize izin vermeyen bekçi Ramazan Amca'ya inat sabahları okula girmeden Mine'yle bahçe kapısının önünde buluşup, bakkaldan aldığımız ekmek aralarını, merdivene oturup 3 gün aç kalmışçasına yediğimiz günleri unutmak ne mümkün:)
9. Kahvaltı masasında eksik olmaması gereken şey ne?
Sanırım zeytinyağlı, limonlu, kekikli ve pulbiberli zeytin olurdu...
10. Kahvaltı konusunda söylemek istediğin başka birşey var mı?
Kahvaltının çok önemli bir öğün olduğunu ve asla aksatılmaması gerektiğini, metobolizmanızın çalışması için kahvaltı yapılması gerektiğini ve 1 lokma da olsa mutlaka ekmek yemeniz gerektiğini unutmayın...
11. Blogundan gelecek / bir pazar kahvaltıya hazırlayabileceğimiz bir tarif önerir misin?
Patates Mücveri ve Ton Balıklı Dürümün sandviç versiyonu olabilir:)
Ben de nefis tariflerin adresi Bir Tutam Baharat'tan, izniyle İrlandalı Kız'ı sobeliyorum:)
Son Yorumlar