Yine uzun bir aradan sonra yazıyorum Yemek Cini'ne. Ama bu sefer yoğunluktan ve vakitsizlikten daha geçerli sebeplerim de var. Tatil, Osmancık, su baskını, inşaat, ustalar, temizlik ve üstüne önceki bahanelerim olan yoğunluk ve vakitsizlik vb... derken bilgisayar başına oturmak pek mümkün olmadı. Osmancık gezimizden bazı not, resim ve tariflerle gönlünüzü almayı başarırım inşallah...
İlk tarif annemin yolluk olarak hazırladığı ve daha önceden tarifini verdiğim klasik poğaça - açma hamurumuzla yapılmış olan poğaçalar. Fırından çıkalı henüz 2-3 saat olan bu sıcak ve taze poğaçaları yemek, yolculuğumuzun en güzel kısmıydı açıkçası...
Malzemeler
- 1/2 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı ılık süt
- 1 su bardağı zeytinyağı
- 1,5 çay kaşığı tuz
- 1 küçük paket yaşmaya
- Aldığı kadar un
Yapılışı
- Ilıttığınız sütten 1/2 su bardağı ayırın ve geri kalan sütü, zeytinyağını ve şekeri, hamuru yoğuracağınız kaba koyun. Elinizle karıştırarak şekeri biraz eritin. Üzerine bir miktar un ekleyin.
- 1/2 su bardağı ılık sütte mayayı eritin. Kaptak, unun üzerine dökün ve yoğurmaya başlayın. Aldığı kadar un ekleyerek kulak memesi kıvamına getirin.
- Hamur kabının ağzını temiz bir mutfak beziyle kapatıp oda sıcaklığında, hamur kabarıp 2 katına çıkana kadar dinlenmeye bırakın.
- Hamur kabarınca elinizle parçalar alarak şekillendirin. Yağlanmış fırın tepsisine dizip pişirin.
Akşam Osmancık'a vardığımızda anneannemin güzel yemekleri bizleri bekliyordu. Çorba olarak da bizim evde son zamanlarda unutulmuş olan ve dolayısıyla çok özlediğimiz bir çorba vardı: Yoğurtlu Makarna Çorbası. Annelerin ve anneannelerin yemekleri bir başka oluyor...
Yoğurtlu Makarna Çorbası
Malzemeler
- Yarım paket makarna (Boncuk, yüksük ya da fiyonk makarna olabilir)
- Sarımsak
- Yoğurt
- Tuz
- Tereyağı
- Nane
Yapılışı
- Öncelikle makarnaları zeytinyağlı suda haşlayın. Yoğurtlu çorba olacağı için yoğurdun kesmemesi için tuzu sonradan ilave edeceğiz. Makarnalar piştikten sonra suyu çok fazla ise süzün. Çünkü biraz sulu olması gerekiyor.
- Ayrı bir kasede sarımsaklı yoğurt hazırlayın. Makarnaların suyundan içine biraz ilave ederek ılıştırın. Karışımı makarnaların üzerine karıştırarak ekleyin. Tuzunu da bu aşamada ilave edebilirsiniz. Eğer su miktarı az olursa kaynamış su ekleyebilirsiniz.
- Tavada tereyağını eritin, içine kuru nane ekleyerek kızartın. Çorbanın üzerine ilave edin.

Ertesi gün davetlisi olduğumuz Ayşe yengem de bizler için birbirinden güzel yemekler hazırlamıştı. İşte bunlardan bazıları:
Vazgeçilmez hamur işlerimizden Haşhaşlı - Cevizli Çörekler.

Tarifini daha önceden verdiğim Yaprak İçi yemeği. İçinde bir çok çeşit bakliyat bulunuyor. Sıcak ve acılı yendiği için kış günleri için daha ideal bir yemek olsa da yazın da oldukça beğenilerek yeniyor. Resimdeki Yaprak İçi'nde, aşağıdaki tarife ilave olarak 1 su vardağı kadar kuru bakla var.
Malzemeler
- 1 su bardağı nohut
- 1 su bardağı kuru börülce
- 1 su bardağı yeşil mercimek
- 1,5 su bardağı pilavlık bulgur
- 1 demet maydanoz
- 1 demet taze nane
- 1/2 demet dereotu
- Asma yaprağı
- Kırmızı acı boynuz biber
Tiritli Su İçin
- 1/2 su bardağı sıvı yağ
- 2 adet soğan
- 2 yemek kaşığı salça
- Karabiber, pulbiber
- Tuz
Yapılışı
- Nohutla kuru börülceyi akşamdan ıslatın.
- Tencereye önce nohutu alın ve haşlayın. Pişmesine yakın kuru börülceyi ilave edin. Onun da pişmesine yakın yeşil mercimeği ekleyin. Mercimekler de hafif pişince bulguru ekleyin ve güzelce kaynatın.
- Başka bir tencerede sıvı yağda soğanları kavurun. İçine salçayı, baharatları ve tuzu ekleyip kavurun.
- Soğanlı - salçalı karışıma 1 - 2 bardak su ekleyerek sulandırın ve kaynatın. O kaynayana kadar yeşillikleri ince ince kıyın.
- Tiritli su kaynadıktan sonra altını kapatın ve kıyılan yeşillikleri içine katın, karıştırın.
- Daha sonra tiritli suyu, haşlanan bakliyatların üzerine karıştıra karıştıra ekleyin.
- Yemeği bir - iki taşım kaynatın, altını kapatın. 15 - 20 dk. demlendirin. Sonra yanında asma yaprağıyla servis edin.
Evin kedisi Mercan...
Annemin yaptığı Çıtır Milföylü - Karamelli Tatlı. Sütlü muhallebinin üstüne döktüğünüz karamel sosunun üzerine, fırında kızartıp blendırdan geçirdiğiniz çıtır milföyleri döküp afiyetle yiyorsunuz... Tarif yakında...
Osmancık'a gidilir de akraba ziyareti yapılmaz mı? Annemin kuzeni Şerif amcanın kekliği Ferhat. Keyfine pek düşkün... Çekirdek çıtlıyor, çay içiyor. O da şekerli olursa tabi. Bu garip bakışın ardından fotoğraf makinemin objektifini gagalayıp elimden düşürüyor. Bu şekilde öğrenmek istemezdim ama gerçekten çok güçlü bir çenesi var...

Şerif amcanın eşi Maide teyzenin hazırlamış olduğu taze fasulye, biber dolması, mantar kavurması, yufka ekmek ve ev yapımı turşu gibi bir sürü yöresel ikramla dolu sofradan kalkıp, evin arka tarafındaki bahçeye çıkıyoruz. Bahçenin hayvanat bahçesinden bir farkı yok. Tavuklar, civcivler, permalı - paçalı güvercinler, iran tavukları, van kedileri ve tavşanlar... Küçükken bir tavşanım, bir de fok balığımın olmasını çok istemiştim. Annemin yeşil çamaşır leğenini suyla dolduracak, fok balığımı onun içinde besleyecektim. Tabi ki bir fok balığım olmadı, ama tavşan daha mâkul bir istek değil miydi?:)

Bu da Hasret kedi...
Ertesi gün halamların evinin karşısındaki İmaret Camii'ni gezdik. Yıllardır Osmancık'a gidiyoruz ama içine girmek nasip olmamıştı. Ben ziyaret edene kadar onarım yapılmış, içinde tarihten eser kalmamış. Sağ üstteki son cemmat yeri yeni yapılmış. Sağ altta gördüğünüz kapı da orjinal. Cami, II. Murad'ın veziri Koca Mehmet tarafından yaptırılmış. Cami, medrese, aş evi ve kütüphaneden oluşan külliyenin, günümüzde sadece cami kısmı kalmış.
Aynı gün annemin diğer bir kuzeni Afife teyzenin bahçesine dalından dut yemeye gittik. Ağaca çıkılıp aşağıda tutulan sofra bezlerinin üzerine dutlar silkelendi, sonra afiyetle yendi...
Çaya gittiğimiz sevgili Sevil ablanın ağızda dağılan mükemmel tahinli kurabiyeleri... Kurabiye çeşitlerine pek düşkünlüğüm olmamasına rağmen bu kurabiyelere bayıldım...
Tahinli Kurabiye
Malzemeler
- 2 su bardağı tahin
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 1 su bardağı ceviz
- 1 çay bardağı sıvı yağ (tahin yeterince yağlı olduğu için konmayabilir)
- 1 paket kabartma tozu
- Aldığı kadar un
Yapılışı
- Bütün malzemeler karıştırılarak özlü bir hamur elde edilene kadar yoğrulur. Hamurun kulak memesi kıvamından biraz daha yumuşak olması lazım.
- Şekillendirerek tepsiye dizdiğiniz kurabiyeleri yaklaşık 180 - 200 derecede kızarana kadar pişirin.
Başka bir gün anneannem ve dedemle tarladan topladığımız tazecik patlıcanlar, dalından kopmamış karpuz... Sağ altta gördüğünüz ise olmamış kavun. Osmancık'ta düğlek, bazı yörelerde ise kelek deniyor. Isırırken çatlayacak kadar taze...
Akşam anneannemin yaptığı Domatesli Pirinç Çorbası.
Domatesli Pirinç Çorbası
Malzemeler
- 1/2 su bardağı kırık pirinç (normal pirinç de olabilir)
- 2-3 adet sivri biber
- 1 adet büyük boy domates
- 1 yemek kaşığı salça
- Tuz
- Kuru nane
Yapılışı
- Bir tencerede zeytinyağında ince ince kıyılmış olan sivri biberleri kavurun. İyice kavrulan biberlerin üzerine rendelenmiş veya blendırdan geçirilmiş domatesleri, salçayı ve kuru naneyi ekleyip kavurun.
- Bütün hepsi kavrulunca üzerine 2-3 su bardağı kadar kaynar su ekleyin. Üzerine de ayıklanıp yıkanmış olan pirinci ekleyin. Üzerine tuzu da ekleyip pirinçler yumuşayana kadar pişirin. İsteğinize göre üzerine su ilavesi de yapabilirsiniz.
Osmancık gezimizi Kuzu Dolması ile noktalıyoruz... Kuzu Dolması demek; anneanne, dede, teyzeler, dayılar, enişteler, yengeler, kuzenler, gelinler, damatlar ve torunlar hep bir araya gelmek demek.

Kuzu Dolması sıcak sıcak ilk geldiğinde taze ekmekle yağına banılır ve bu lezzeti unutmanın mümkünâtı olmaz... Taze ekmek de Osmancık ekmeği olmalı ki tadına doyum olmaz... Öyle İstanbul ekmekleri gibi içi boş olanlardan değil yani. Ekmek için size tavsiyem Fırıncı Ömer abinin ekmekleri...:)

Kuzunun kuyruk yağı doğranıp teflon tencerede yağı çıkarılıyor. İyice küçülüp kızaran yağlar "kakırdak"lara dönüşüyor. Tencereden alınıyor. Kakırdaklar dilenirse çerez gibi tuzlanıp yeniyor, ya da Tarhana Çorbası'yla servis ediliyor. Fazla yendiği zaman tabi ki biraz ağır gelebiliyor. Ama çok lezzetli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Tenceredeki yağın fazla kısmı alınıyor ve küp küp doğranmış karaciğer eklenerek kavruluyor. Ciğerler bir tabağa alınıyor. Pilavı karartmaması için tencerenin içindeki karaciğerli yağ temizleniyor. Dolmalık fıstık kavruluyor, Osmancık pirinci de eklenip güzelce bir pilav yapılıyor. Ocaktan alınmasına yakın kuş üzümü, kavrulan ciğerler ve maydanoz ekleniyor.

Hazırlanan pilav kuzunun içine dolduruluyor ve taş fırında saatlerce pişiriliyor...

Bize de kuzenimin dinlenme tesisinde (yolunuz düşerse Derindere Dinlenme Tesisleri, İstanbul - Samsun yolunda) bize tahsis edilen katta Kuzu Dolması'nı afiyetle yemek düşüyor...

Tesisin tavuk dönerlerle - kuzularla beslenen şanslı kedisi...
Bu da eve geldiğimizde bizi karşılayan muhteşem (!) manzara... Biz Osmancık'tayken evimizi su bastığı haberi geldi. Sağolsunlar komşularımız etrafı temizlemişler, halıları kaldırmışlar. Parkelerin 35-40 cm. kabardığı yerler olmuş... Gördüğünüz gibi koltuklar havada, sehpalar yamuk... Evde 4 ayak üstünde hiçbirşey kalmamış. Son 1 haftadır inşaatla ve temizlikle uğraşıyoruz. Annemle "Ya yangın çıksaydı? Su basması daha iyi", "Ya pis su olsaydı? Şükür ki temiz su", "Ya kış günü olsaydı? İyi ki yaz günü" diyerek teselli olmaya çalışıyoruz. Allah beterinden saklasın diyelim...
Oturacak bir oturma odamız, yemek yiyecek düzgün bir mutfağımız olmayan bu kısa dönemde, bahçede yemek yediğimiz akşamlardan birinde Fâtımâ'nın yaptığı nefis Ananaslı Kek. Tarifi alır almaz yayınlayacağım...
Son Yorumlar